Psikolog

Aynadaki Ben: Narsisizm Sandığımızdan Daha Yakın!

Birine “narsist” dediğimizde genellikle tek bir tip canlanır gözümüzde: kendini beğenmiş, sürekli konuşan, başkalarını umursamayan biri. Oysa gerçek hayatta narsisizm çoğu zaman bu kadar net, bu kadar gürültülü değildir.

Bazen sessizdir, bazen kırılgandır, bazen de son derece “normal” görünür. Hatta çoğu zaman tanıdık gelir.

Çünkü narsisizm, düşündüğümüzden çok daha insani bir yerden doğar.

Narsisizm Aslında Nedir?

Narsisizm, en basit haliyle kişinin kendine verdiği değerle ilgilidir. İnsan kendini ne kadar önemli, ne kadar değerli ve ne kadar “yeterli” hissediyordur? Her insanın bu sorularla bir ilişkisi vardır. Takdir edilmek istemek, sevilmek, fark edilmek… Bunların hiçbiri anormal değildir.

Sorun, bu değerin yalnızca dışarıdan gelmesiyle başlar. Kişi kendi içinde bir değer hissi geliştiremediğinde, bunu başkalarının gözlerinde aramaya başlar. Beğenilerde, alkışta, hayranlıkta, onayda…

Ve bu arayış zamanla yorucu bir döngüye dönüşür.

Kendini Çok Seven İnsanlar mı?

Narsistik kişiler için en büyük yanlış anlaşılma şudur:“Onlar kendilerini çok seviyor.”

Oysa çoğu zaman tam tersi doğrudur. Narsistik yapıların merkezinde güçlü bir özsevgi değil, kırılgan bir benlik vardır. Kişi kendini yeterince iyi, değerli ya da sevilebilir hissetmez. Bu boşlukla baş edebilmek için güçlü bir imaj inşa eder.

Dışarıdan bakıldığında özgüvenli, iddialı ve hatta hayranlık uyandırıcı görünen bu kişiler, iç dünyalarında sürekli şu soruyla yaşarlar:
“Gerçek halimle sevilir miyim?”

Neden Bu Kadar Görünür Oldu?

Modern dünya narsisizmi adeta teşvik ediyor. Sosyal medya, görünür olmayı neredeyse bir zorunluluk haline getirdi. Artık sadece yaşamak yetmiyor; yaşadığını göstermek, belgelendirmek ve onaylatmak gerekiyor.

Beğeniler, yorumlar ve takipçi sayıları; farkında olmadan kişinin kendi değerinin ölçütü haline geliyor. Böyle bir ortamda insan, kendini olduğu gibi değil, alkış alacak şekilde sunmaya başlıyor.

Bu noktada narsisizm, bireysel bir kişilik özelliği olmaktan çıkıp kültürel bir alışkanlığa dönüşüyor.

İlişkilerde Narsisizm Nasıl Görünür?

Narsistik eğilimleri olan kişilerle ilişkiler genellikle çok etkileyici başlar. İlk başta yoğun ilgi, hayranlık ve idealizasyon vardır. Karşı taraf kendini özel, seçilmiş ve çok değerli hisseder.

Ancak zamanla denge bozulur. İlişkide bir taraf sürekli veren, anlayan ve uyum sağlayan olurken; diğer taraf merkezde kalmayı bekler. Eleştiriye tahammül azalır, empati zorlaşır.

Bu noktada ilişkide olan kişi kendini şu soruları sorarken bulur:

  • “Neden hep ben idare ediyorum?”

  • “Beni gerçekten görüyor mu?”

  • “Benim ihtiyaçlarım ne zaman önemli olacak?”

Eleştiri Neden Bu Kadar Zor?

Narsistik yapıların en hassas noktası eleştiridir. Çünkü eleştiri, sadece bir geri bildirim değil; kişinin içten içe korktuğu “yetersizim” duygusuna dokunur. Bu nedenle eleştiri karşısında yoğun öfke, savunma ya da tamamen geri çekilme görülebilir.

Aslında verilen tepki, eleştirinin kendisine değil; onun tetiklediği içsel kırılganlığa yöneliktir.

Hepimiz Biraz Narsist miyiz?

Evet. Ve bu gayet normal. Kendimizi önemsemek, değerli hissetmek, sınır koymak sağlıklı bir ruhsal yapının parçasıdır. Sorun, bu ihtiyacın hiç doymaması ve sürekli başkaları üzerinden beslenmeye çalışılmasıdır.

Sağlıklı narsisizm insanı hayatta tutar; patolojik narsisizm ise insanı hem kendisinden hem başkalarından uzaklaştırır.

Son Söz

Narsisizm, çoğu zaman kibirli bir duruştan çok, sessiz bir yoksunluktur. Görülme, sevilme ve değerli olma ihtiyacının bitmeyen yankısıdır. Bu yüzden narsisizmi anlamak, yalnızca “zor insanları” tanımak değil; insanın kendi benliğiyle kurduğu ilişkiye de yakından bakmaktır.

Belki de en zor ama en iyileştirici soru şudur:
“Ben, alkış olmadan da kendimi değerli hissedebiliyor muyum?”

Başa dön tuşu