“Hayır” Diyebilmenin Mucizesi – Psk. Ayşe Betül Köstekçi

“Hayır” Diyebilmenin Mucizesi
“Hayır” diyebilmek, geliştirilebilir bir yetenektir. Çünkü birçok insan için başkalarını reddetmek, onlara olumsuz yanıt vermek “kusurlu” bir davranış olarak görülmektedir. Aslında bu fikir çoğu zaman kişisel farklardan değil, sosyal öğretilerden beslenmektedir. Özellikle bireyci değil toplumcu; yani birlikte hareket etmenin öne çıktığı kültürlerde, aykırılık bir kusur olarak kodlanmıştır. Bütüne veya çoğunluğa uyum sağlamanın övüldüğü, itaatin “saygı” olarak addedildiği toplumlarda; “hayır” demek bir çeşit ayıp kabul edilmektedir. Bu sebeple kişiler, hayır demek istediklerinde kendilerini suçlu ve problemli hissedebilmektedir. Kişinin içine doğup büyüdüğü çevre, uyum sağlamayı ödüllendirmiş ve hayır demeyi cezalandırmış olabilir. Henüz erken dönemlerinde çocuğun maruz kaldığı bu kurallar, yetişkinlik yıllarındaki insan ilişkilerini ve psikolojik sağlığını etkileyen kritik öğretilerden birini oluşturur.
“Hayır” Demek Neden Önemli
Kişinin ihtiyaç duyduğu durumlarda “hayır” diyebilmesi, basit bir yanıttan çok daha fazlasıdır. Kimi zaman kişinin kendine ayırabileceği bir vakti temsil ederken, kimi zaman zararlı insanları, aktiviteleri, hisleri dışarıda bırakmanın, sınır çizmenin en mühim basamağıdır. Yorgun olduğunuz için katılmayı istemediğiniz bir davete hayır diyebilmek, bazen sadece istemediğiniz için bir teklifi reddetmek; kendinizi önceleme işlevi kazanabilir. Özel hayatınızda veya profesyonel hayatta, aslında sizin sorumluluğunuz olmayan işlerin omuzlarınıza yüklenmesini engeller. Kişisel tercihlerinize, eğilimlerinize aykırı davranışlara maruz kalmanızın önüne geçebilir. Aslında tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda “hayır” diyebilmek: bedensel bütünlüğünüzü, mental sağlığınızı ve özsaygınızı korumanızın önemli adımlarından biridir. Karşınızdaki insanın veya bulunduğunuz çevrenin ne düşünüp ne söyleyeceğinden çekince duyarak her şeye uyum sağlamaya çalışmak, kendinize zarar vermek anlamına gelebilir. Paylaşmaktan çekindiğiniz ve içe attığınız duygular, sınır koymaktan utandığınız insanlar, sırf ortama uyum sağlamak için sürdürdüğünüz alışkanlıklar: Değersizlik hissi, özgüvensizlik, otokontrol kaybı, depresif duygudurum, hayat memnuniyetsizliği, halsizlik, tatminsizlik olarak ortaya çıkabilmektedir. Mental sağlığın bu gibi yaşam olayları ile bozulmaya yüz tutması, fizyolojik sağlık için de tehdit oluşturmaktadır.
Nasıl “Hayır” Diyebilirim?
“Hayır” deme yetisini kazanmak, başlangıçta nahoş hissettirebilir. Fakat zamanla, kendiniz için bir adım atmanın gururunu yaşayacak ve istemediğiniz şeyleri yapmaktan kurtulmanın rahatlığını deneyimleyeceksiniz. Gerekli durumlarda hayır demek ve sınır çizmenin bir suç veya kusur olmadığının içselleştirilmesi biraz zaman alabilir. Ancak davranışların küçük adımlarla düzenlenmesi, basit durumlarda üstüne gitmek, huzursuzluk hissiyle kalmak; zamanla toleransınızı yükseltecektir. Bu sürece Klinik Psikolog Ayşe Betül Köstekçi daha kolay bulduğunuz, sizi “daha az konforsuz” hissettirecek bir durumdan başlayabilirsiniz. Örneğin gündelik bir kahve teklifini ertelemek, bir işi yapmak için fırsatınız olmadığını söylemek veya yorgun olduğunuzu belirtmek gibi örnekleri deneyebilirsiniz. Başlarda hissedebileceğiniz rahatsızlık veya suçluluk hissi, zamanla azalacaktır. Uzun vadede sınır çizebildiğiniz, önceliklerinizi kendi iyiliğiniz doğrultusunda düzenleyebileceğiniz davranışlara eğiliminiz artacaktır. İnsan ilişkilerinizi yıpratmamaya özen göstererek kendi duygu, düşünce ve önceliklerinizi ifade etmek; hayır demekten duyduğunuz rahatsızlığı azaltmaya yardımcı olabilir. Yakınlık kurduğunuz insanlarla açık iletişimde olmak, sağlıklı ilişkiler kurmak için önemlidir. Ancak her zaman bir gerekçe sunma yükümlülüğünüz olmadığını, bazen yalnızca “hayır” deme özgürlüğüne sahip olduğunuzu mutlaka hatırlamalısınız. Sadece bir insana değil, karşılaştığınız durumlara hayır diyebilmek de bazen kendiniz için en büyük “evettir”.