Sibel Almina Yıldırır – Kl. Psk. Sibel Almina Yıldırır

Obsesif Kompulsif Bozukluk: Tanım, Belirtiler ve Tedavi
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), bireyin günlük işlevselliğini etkileyebilen, yaygın görülen bir ruhsal bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı %1-3 arasında değişmektedir. OKB, obsesyonlar ve kompulsiyonlar olmak üzere iki temel belirti kümesinden oluşur.
Obsesyonlar; kişinin istemi dışında ortaya çıkan, yineleyici ve rahatsızlık verici düşünce, dürtü ya da imgeler olarak tanımlanır. Bu içerikler çoğu zaman bireyin değerleriyle uyumsuz olup kaygı ve huzursuzluk yaratır. Kompulsiyonlar ise bu kaygıyı azaltmak amacıyla gerçekleştirilen tekrarlayıcı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. El yıkama, kontrol etme, sayma veya belirli düşünceleri yineleme sık görülen örnekler arasındadır.
OKB sıklıkla çocukluk ya da ergenlik döneminde başlamakta ve dönemsel olarak artış gösterebilmektedir. Obsesyonların içeriği kişiden kişiye değişmekle birlikte kirlenme, zarar verme, dini ve cinsel içerikli düşünceler sık bildirilen temalar arasındadır. Kompulsiyonlar ise çoğunlukla temizleme, kontrol etme, düzenleme ve tekrarlama biçiminde ortaya çıkar.
Belirtiler farklı biçimlerde görülebildiği için OKB çeşitli alt tipler altında değerlendirilebilir. Yıkama-temizleme, kontrol etme, biriktirme, düzenleme ve düşünce ağırlıklı belirtiler bu alt tipler arasında yer almaktadır. Aynı bireyde birden fazla belirti kümesi bir arada bulunabilir ya da zaman içinde değişiklik gösterebilir.
OKB’de belirtiler genellikle süreklilik gösterir ve tedavi edilmediğinde dalgalı bir seyir izleyebilir. Bu bozukluğun tedavisinde bilimsel olarak etkinliği gösterilmiş iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapidir. İlaç tedavisinde sıklıkla serotonin geri alım inhibitörleri kullanılmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi ise düşünce ve davranış örüntülerine yönelik yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.
OKB, tanımlanmış belirtileri ve etkili tedavi seçenekleri bulunan bir ruhsal bozukluktur. Belirtilerin şiddeti ve bireyin işlevselliği üzerindeki etkisi kişiden kişiye farklılık gösterebilir.