Kontrolcü Bir Partnerle Yaşadığını Düşünenler İçin Kendi Sınırlarınızı Yeniden Çizme Rehberi

Partnerinizin kontrol döngüsünün en temel işaretleri kendinizi sürekli eleştirilirken, yargılanırken, kontrol edilirken bulmanız ve kendinizi ifade etmek, savunmak için çaresizce yollar aramanız. Diyelim ki içinde olduğunuz durumun böyle birşey olduğunu fark ettiniz, peki bu durumla kendi merkezinizi kaybetmeden nasıl baş edeceksiniz? Bugün sizlere vaka pratiğimde sıkça karşılaştığım bu düğümleri çözmenize yardımcı olacak birkaç yol haritası sunuyorum.
Yaşayanlar bilirler, bazen bir ilişkide sevildiğinizi hissetmekle, nefes alamadığınızı hissetmek arasında çok ince bir çizgi vardır. Başlarda “beni ne kadar çok önemsiyor” diye düşündüğünüz o yoğun ilgi, zamanla “neredesin?”, “kiminlesin?”, “neden bunu giydin?” gibi sorgulamalara dönüştüğünde, kendinizi bir aşkın içinde değil, bir gözetleme kulesinin altındaymışsınız gibi hissedebilirsiniz.
Birçok danışanım seansa geldiğinde, maruz kaldığı baskıyı “O sadece benim iyiliğimi istiyor” diyerek normalleştirmeye çalışır. Ancak benim perspektifimden apaçık görünen gerçek şu ki; “sevgi özgürleştirir, kontrolse kısıtlar”. Kontrolcü davranışlar genellikle partnerin kendi içindeki kaygılı bağlanma veya güvensizlik duygularından besleniyor olabiliyor. Eğer attığınız her adımda onay alma ihtiyacı duyuyor, hata yapmaktan korkuyor ve kendinizi sürekli bir suçluluk duygusu içinde buluyorsanız; burada sağlıklı bir ilgiden bahsetmek şahsen zor.
Kontrolcü bir yapıyla baş etmenin ilk adımı, sınırlarınızın nerede başlayıp nerede bittiğini netleştirmek. Çünkü görüyorum ki genellikle bu tip ilişkilerde sınırlar yavaş yavaş ihlal edilir. O yüzden net olun. Mesela “Bu akşam arkadaşlarımla dışarı çıkmam seni rahatsız ediyor olabilir ama bu benim sosyal bir ihtiyacım ve buna saygı duymanı bekliyorum” demek gibi. Böyle bir söylem, bir çatışma başlatmak değil, net olmak ve kendi alanınızı ilan etmektir. Bu arada bunu açıklama yapmak veya hesap vermekle karıştırmayın. Kontrolcü kişiler, siz açıklama yaptıkça o açıklamanın içinden yeni sorular ve eleştiriler üretirler. Kendinizi haklı çıkarmaya çalışmak ve bir suçluymuşsunuz gibi savunmak yerine, kararınızın arkasında durun.
İkinci adımsa gaslighting ve manipülasyona karşı uyanık olmak. Bence Gaslighting, kontrolcü ilişkilerin en gizli silahı. Partneriniz, sen abartıyorsun, sen yanlış hatırlıyorsun, fazla hassas davranıyorsun, gibi cümlelerle sizin hafızanızı veya mantığınızı sorgulamanıza sebep oluyorsa, kendi gerçekliğinize tutunmanız kadar önemli birşey olamaz. Ama olur ya kendi algılarınızdan şüpheye düşerseniz, yakın bir dostunuza veya uzman aile danışmanı gibi bir dış gözlemciye durumu anlatmak da partnerinizi üzerinizde yarattığı o sisi dağıtır.
Gelelim kontrolcü partnerlerin en sık kullandığı taktiklerden biri olan izolasyona. Bu tekniğin özü, amacı özetle, sizi ailenizden ve arkadaşlarınızdan uzaklaştırmaktır. “Onlar seni anlamıyor”, “Seninle aramıza giriyorlar” gibi cümlelerle sizi yalnızlaştırarak tek onay kaynağının kendilerinin olmalarını, böylece kendilerinin onayına mahkum olmanızı isterler. Sakın unutmayın dış dünya ile yani sosyal çevrenizle bağınız ne kadar güçlüyse, manipülasyona karşı o kadar dirençli olursunuz.
Eğer tüm çabalarınıza rağmen kendinizi ilişki içinde sürekli gergin hissediyorsanız, kendilik algınızla ilgili sorularınız yoğunlaştıysa, özellikle özgüveninizde ciddi bir yıkım başladıysa, sizde bunlar olurken partneriniz bu duruma yol açan tutum ve d davranışlarını bir sorun olarak görmeyi kabullenmiyorsa açıkçası bir uzman aile danışmanı ile görüşme vaktiniz gelmiş demektir. Gözlemlediğim kadarıyla bazen bu döngüler tek başına kırılamayacak kadar kökleşmiş olabiliyor ve fark etmek ne yazık ki zaman alabiliyor. Profesyonel bir destek, size hem partnerinizin bu davranışlarının kökenindeki psikolojik nedenleri anlamanızda yardımcı olur hem de kendi duygusal dayanıklılığınızı artırmanızı sağlar. Dışardan bir gözün sizi partnerinizle birlikte gözlemlemesi objektif bir değerlendirme sağlar. Hiç değilse şüpheleriniz ortadan kalkar.
Her zaman söylerim, bence herkes ilişki kurmak zorunda değil, herkes evlenmek zorunda değil. Evlilik de dahil tüm romantik ilişkiler bir birliktelik şekli, birlikte var olma biçimi.. Yoksa kimse bir başkasının projesi ya da mülkü değil. Bence sevgi, partnerinizin sizin kim olduğunuzu kontrol etmesi değil, kim olduğunuzu keşfetmenize eşlik etmesi, size kendiniz olabilmeniz için alan açmasıdır. Kendi sesinizi yeniden duymaya başladığınızda, ilişkinizdeki dengelerin de değiştiğini göreceksiniz. Kendinize, kendi gerçekliğinize ve değerinize olan inancınızı asla bırakmayın. Unutmayın siz varsınız. Lütfen kendinizi kendi ilgi ve gözleminizden mahrum bırakmayın. Sevgiyle…