Psikolog

İlişkilerde Hep Aynı Sorunları Yaşamak Ne Anlama Gelir

Birçok yetişkin terapiye şu cümlelerle gelir:

Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyor olabilir. İşe gidilir, sorumluluklar yerine getirilir, hatta zaman zaman gülünür. Ama ilişkilerde tekrar eden benzer sorunlar ve içten içe dinmeyen bir huzursuzluk eşlik ediyorsa, bu durum çoğu zaman tesadüf değildir.


Neden Hep Benzer İlişkilerin İçinde Buluyorum Kendimi?

Birçok kişi farklı insanlarla ilişki yaşadığını düşünse de, duygusal olarak benzer dinamiklerin içinde bulur kendini. Kişiler değişir, ilişkiler değişir; ancak hisler, çatışmalar ve hayal kırıklıkları tanıdık kalır. Bu durum çoğu zaman bir “yanlış seçim” meselesi değildir.

İnsanlar genellikle kendilerine tanıdık gelen ilişki biçimlerine yönelir. Tanıdık olan her zaman iyi hissettirmeyebilir, ama öngörülebilirdir. Bu nedenle geçmişte öğrenilmiş bağlanma biçimleri, yetişkinlikte kurulan ilişkilerde farkında olmadan tekrar eder.


İlişkisel Döngüleri Fark Etmek Neden Zordur?

Tekrar eden ilişki örüntüleri çoğu zaman çok tanıdıktır. Tanıdık olan ise genellikle fark edilmez. Kişi yaşadıklarını “normal” kabul edebilir ya da her seferinde sorunun kaynağını karşı tarafta arayabilir.

Bu döngüler duygusal olarak yoğun olduğu için, içindeyken dışarıdan bakmak zordur. Ancak fark edilmeye başlandıklarında, ilişkilerde neden benzer hislerin ve sorunların tekrar ettiği daha anlaşılır hale gelir.


Bu Tekrarlar Kişisel Bir Eksiklik mi?

İlişkilerde aynı sorunları tekrar tekrar yaşamak, çoğu kişinin kendini sorgulamasına yol açar. “Demek ki bende bir sorun var” düşüncesi oldukça yaygındır. Ancak terapide sıkça görülen şey, bu tekrarların kişisel bir yetersizlikten çok, öğrenilmiş ilişki kalıplarının sonucu olduğudur.

İnsan, bir ilişki içinde nasıl davranacağını çoğu zaman bilinçli olarak seçmez. Yakınlıkla, çatışmayla ya da ayrılıkla baş etme biçimleri erken dönem deneyimlerle şekillenir. Bugün yaşanan zorlanmalar, geçmişte işe yaramış ama artık kişiyi yoran yolların devamı olabilir.


Kaygı Bu İlişkisel Döngülerde Nasıl Bir Rol Oynar?

Kaygı, ilişkilerde yaşanan tekrarların hem nedeni hem de sonucu olabilir. Yakınlık arttığında ortaya çıkan huzursuzluk, çoğu zaman ilişkinin kendisinden değil, kişinin iç dünyasında tetiklenen duygulardan kaynaklanır.

Bu kaygı bazen terk edilme korkusu, bazen kontrolü kaybetme endişesi, bazen de yeterli olamama hissi şeklinde yaşanır. Kişiyi koruduğunu düşündüğü bazı davranışlara yönlendirebilir; fazla uyum sağlamak, duyguları bastırmak ya da mesafe koymak bu davranışlara örnektir.


Yakınlık Artınca Neden Geri Çekilme İhtiyacı Doğar?

Bazı insanlar için bir ilişki derinleşmeye başladığında huzursuzluk artar. Her şey yolunda giderken bir anda mesafe koyma, soğuma ya da ilişkiyi sorgulama ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu durum çoğu zaman karşıdaki kişiyle ilgili bir sorun olduğu anlamına gelmez.

Yakınlık geçmişte güvenli olmayan deneyimlerle eşleştiyse, bugün de benzer bir alarm tepkisi tetiklenebilir. Kişi farkında olmadan kendini korumaya almaya çalışır. Bu geri çekilme hali, ilişkide anlaşılması zor bir kopukluk yaratabilir.


Sıkça Sorulan Sorular

Bu tür ilişki sorunları herkesin başına gelir mi?
İlişkilerde tekrar eden zorlanmalar oldukça yaygındır. Bu durum tek başına bir sorun ya da patoloji anlamına gelmez.

Hep aynı sorunları yaşamam benimle ilgili bir problem olduğu anlamına mı gelir?
Çoğu zaman bu tekrarlar kişisel bir eksiklikten değil, öğrenilmiş ilişki ve baş etme biçimlerinden kaynaklanır.

Kaygı ilişkileri neden bu kadar etkiler?
Kaygı, yakınlık, ayrılık ya da çatışma gibi durumlarda tetiklenebilir ve ilişkisel davranışları yönlendirebilir.

Bu döngüler kendi kendine değişir mi?
Bazı farkındalıklar gelişebilir; ancak tekrar eden ilişki sorunları genellikle bilinçli bir çaba olmadan değişmez.

Terapi bu konuda nasıl yardımcı olur?
Terapi, ilişkilerde tekrar eden örüntüleri güvenli bir ortamda fark etmeye ve anlamlandırmaya alan açar.


Kaynakça

  • Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Routledge.

  • Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment. Lawrence Erlbaum.

  • Beck, A. T., Emery, G., & Greenberg, R. L. (1985). Anxiety Disorders and Phobias: A Cognitive Perspective. Basic Books.

  • Levy, K. N., Ablon, J. S., & Kächele, H. (2012). Psychodynamic Psychotherapy Research. Humana Press.

  • Safran, J. D., & Muran, J. C. (2000). Negotiating the Therapeutic Alliance. Guilford Press.

Bu kaynaklar, ilişkisel örüntüler, kaygı ve terapi sürecine dair kuramsal çerçeve sunmak amacıyla eklenmiştir.

Başa dön tuşu