Dijital İlişkiler Yalnızlığa Çare Oluyor Mu? – Psk. Pırıl Kurt

Günümüz Sosyal Medya ve Bağlanma: Yalnızlık ve Dijital Etkileşim
Günümüz dünyasında neredeyse hepimiz, sosyal medya ve çevrimiçi mesajlaşma uygulamaları sayesinde aktif bir iletişimin içindeyiz. İnternet ortamında yüzlerce arkadaşımız var. Uygulamalardan gelen onlarca bildirimimiz var. Bu yoğun etkileşimin içinde bile yalnızlıktan yakınan insanlara rastlamak mümkün. Acaba internet üzerinden kurulan iletişim bağları bireyleri sosyal hissettirmeye yetmiyor olabilir mi? Belki bu soruyu, Z kuşağı ve sonraki kuşaklar ve Z kuşağı öncesi kuşaklar olmak üzere ikiye ayırarak değerlendirmek daha doğru olabilir.
Z kuşağı
Z kuşağı, günümüzde birçok konuda bahsi geçen, genç ve aktif kuşak; ama bu yazıda bahsedilme sebebi kuşağın herhangi bir özelliği değil, yaşları sebebiyle internet etkileşiminin olmadığı dönemleri bilememeleridir. Milenyum sonrası doğan bireyler iletişim kuracak yaşlara geldiğinde internet üzerinden etkileşimli iletişim ve telefon kullanımı oldukça yaygınlaşmıştı. Dolayısıyla şu an ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde olan bu bireyler, yeni düzenden tamamen yoksun olan sosyal hayatla ilgili bilgi sahibi değiller. Bunun bir getirisi olarak genel anlamda dijital etkileşimleri yeterli buluyor ve pek şikayet etmiyor gibi görünüyorlar.
Sosyal medya ve tatmin ikilemi
Z kuşağında istisna olup durumdan memnun olmayanlar ve önceki kuşakları oluşturan bireylerin büyük kısmı için, beğeniler samimi bir sohbetin yerini tutmuyor olabilir. Dijital çağın hiç durmadan devam eden ‘bağlılığını’ duygu dünyasında açlık hissine benzetmek mümkün. Çünkü birlikte çok eğlenilen bir akşam yemeği ömür boyu unutulmazken, gönderinize gelen beğenilerin sayısını birkaç gün içinde unutmanız oldukça olasıdır. Anlık haz artıp anlam azaldıkça bağlanma bir yanılsamaya dönüşebiliyor.
Bunlara ek olarak, sosyal medyanın herkesin en mutlu ve en başarılı halini tanıttığı bir vitrin olması da insanları yalnız hissetirebiliyor. İnsan, doğası gereği kusurlu bir canlı ve hayat da doğası gereği dalgalanarak ilerleyen bir çizgi. Herkesin kötü hissettiği, çirkin göründüğü, başarısız olduğu ya da ekonomik olarak zorlandığı anlar oluyor ama bu gerçek olaylar ne yazık ki internet mecralarında yer bulmuyor. Bu da, diğerlerinin hayatının mükemmelliğine dair bir yanılgı ve ister istemez yapılan kıyas sebebiyle derin bir mutsuzluk kaynağı olabiliyor.
Sonuç ve öneriler
Peki bizi hem mutsuz edebilen, hem de yüzeysel etkileşimler sunan bu sosyalleşme türüne bu kadar bağlanmamız doğru mu? Günümüzde buna evet ya da hayır demek zor belki ama herkes bu vesileyle hayatındaki yerini sorgulayabilir. Dijital iletişimin yüz yüze iletişimin önüne geçtiğini fark edip bunu değiştirmek isteyen bireyler, çeşitli buluşmalara öncelik verip derin bağlarını ve deneyimlerini güçlendirebilir. Bazen yalnız hissetmek doğaldır ama buna sebep olan özel bir durum varsa bunu fark edip çözmek bireyin kendi sorumluluğundadır. Bu dijital düzende hala en iyi ilacın insani bir sıcaklık olduğunu unutmamanız dileğiyle.