Başarınızın Yakıtı “Yetenek” mi, Yoksa “Korku” mu?
Danışmanlık seanslarımda en zor fark edilen grup kimlerdir biliyor musunuz? Hayır; mutsuzluğunu dile getirenler ya da “ben kötüyüm” diye yardım isteyenler değil.
En zor fark edilenler; her şeye yetişenler, her zaman gülenler, ajandası kusursuz olanlar ve “asla” hata yapmayanlardır.
Belki siz de onlardan birisiniz. Dışarıdan bakıldığında hayatınız bir “Instagram karesi” gibi pürüzsüzdür. Okulda veya iş hayatında parmakla gösterilirsiniz. Arkadaş grubunun “en güçlüsü”, ailenin “sorun çıkarmayanı” hep sizsinizdir. Çevreniz size imrenerek bakar: “Nasıl bu kadar organize? Enerjisi hiç bitmiyor!”
Ama o ofis kapısı kapanıp, gece yastığa başınızı koyduğunuzda… İşte o zaman gerçek senaryo başlar. Zihin bir türlü susmaz.
“Bugün toplantıda sesim titredi mi?”, “O arkadaşıma öyle dememeliydim, yanlış anladı kesin.”, “Yarınki sunumda ya bilgisayar bozulursa?”, “Maili gönderdim mi, dur bir daha kontrol edeyim…”
Biz buna psikolojide “Yüksek İşlevli Kaygı” diyoruz ama ben görüşmelerimde buna “Kuğu Sendromu” demeyi daha çok seviyorum. Suyun üzerinde süzülen o zarif kuğuya baktığınızda huzur görürsünüz. Ama suyun altına bir baksanız; o kuğunun batmamak için bacaklarını deli gibi çırptığını, can havliyle mücadele ettiğini fark edersiniz.
En Büyük Tuzak: “Kaygım Olmasa Başarısız Olurum” Bu durumu yaşayan danışanlarım genelde bu döngüyü kırmaktan korkarlar. “Hocam kaygımı benden alırsanız, ben tembelleşirim, başarısız olurum” derler.
Bu, kaygının size söylediği en büyük yalandır. Evet, kaygı sizi çalıştırır. Sizi sabah 6’da kaldırır, o işi eksiksiz yaptırır. Ama yakıt olarak “motivasyonu” değil, kendi ömrünüzü kullanır.
Ertelememek için değil, hata yapmaktan ödünüz koptuğu için çalışırsınız.
İnsanları sevdiğiniz için değil, “hayır” derseniz sevilmeyeceğinizden korktuğunuz için herkese koşarsınız.
Ve bedelini ruhunuz ödemezse, bedeniniz öder: Geçmeyen boyun ağrıları, gece diş sıkmalar, sürekli bir yorgunluk hali… Çünkü o suyun altındaki bacaklar artık yorulmuştur.