Ergenlerde Özgüven İnşası: “Kendime Güvenmiyorum” Duygusu Nasıl Güçlenir?
Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini şekillendirdiği ve kendine dair algısının hızla değiştiği bir süreçtir. Bu dönemde özgüven, sadece “kendine inanmak” değil; kendini tanımak, hataları tolere edebilmek ve dış dünyanın etkisine rağmen kendi değerini koruyabilmektir. Ergenlerde özgüven dalgalanmaları sık görülür. Bir gün sosyal ortamlarda rahat görünen bir genç, ertesi gün küçük bir eleştiriyle derin bir yetersizlik hissine kapılabilir. Bu durum çoğu zaman ergenin “tutarsız” olduğu anlamına gelmez; gelişimsel olarak oldukça doğaldır.
Özgüvenin zayıflamasında en önemli etkenlerden biri kıyaslamadır. Ergen, akranlarıyla kendini karşılaştırmaya yatkındır. Sosyal medya ise bu kıyaslamayı daha yoğun hale getirir. Başkalarının başarılarını, ilişkilerini, görünüşlerini ve “mutlu anlarını” gören genç, kendi hayatını eksik ve yetersiz algılayabilir. Bu algı, özgüvenin dış onaya bağımlı hale gelmesine neden olur. Genç, kendini iyi hissetmek için beğenilme ve kabul görme ihtiyacını artırabilir.
Akademik baskı da özgüven üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Özellikle lise döneminde sınavlar, notlar ve gelecek planları gündemin merkezine yerleşir. Bazı gençler değerini başarıyla eşleştirir: “Yüksek not alırsam değerliyim.” Bu inanç, özgüveni kırılganlaştırır. Çünkü başarısızlık yaşandığında sorun sadece not düşmesi değil, benlik değerinin sarsılması olur. Bu noktada ailelerin çocuğu yalnızca sonuç üzerinden değil, çaba ve süreç üzerinden de desteklemesi önemlidir.
Aile içi iletişim özgüvenin temel yapı taşlarından biridir. Sürekli eleştiren, kıyaslayan, alay eden ya da başarıyı merkeze alan bir dil; ergenin iç sesini sertleştirir. Zamanla genç, kendi kendine de aynı şekilde konuşmaya başlar. Öte yandan aşırı koruyucu tutum da özgüveni zedeler. Ergenin kendi sorunlarını çözmesine fırsat verilmediğinde “Ben yapamam” duygusu güçlenir. Özgüven, ancak deneyimle gelişir. Ergenin yaşına uygun sorumluluklar alması, karar vermesi ve hata yapma hakkına sahip olması gerekir.
Akran ilişkileri de özgüven üzerinde belirleyicidir. Dışlanma, zorbalık, alay edilme veya sosyal grupta kabul görmeme; gencin kendini değersiz hissetmesine yol açabilir. Bu tür durumlarda ergenler çoğu zaman susmayı tercih eder. Çünkü yargılanmaktan ya da anlaşılmamaktan korkarlar. Bu yüzden ebeveynlerin genci sorgulamak yerine güvenli bir alan sunması, “Ne yaşıyorsun?” sorusunu sorabilmesi çok kıymetlidir.
Özgüven inşasında amaç, genci sürekli motive etmek ya da “Sen harikasın” diyerek gerçek dışı bir destek sunmak değildir. Amaç, gencin kendini tanımasını, güçlü ve zayıf yanlarıyla kabul etmesini ve hata yaptığında kendini değersizleştirmemesini sağlamaktır. Gerektiğinde psikolojik destek almak da özgüven sürecini güçlendirir. Çünkü özgüven sorunu bazen ergenlik dalgalanmasından değil, daha derin bir değersizlik inancından beslenebilir.