Psikolog

DEHB’li Çocuğunuzla Yaşadığınız Çatışmaları Nasıl Yönetebilirsiniz?

DEHB’li bir çocukla yaşamak, ebeveynler için yalnızca çocuğun davranışlarını yönetmeyi değil, aynı zamanda kendi duygularını da sürekli düzenlemeyi, baş etmeyi ve yönetmeyi gerektiren bir süreçtir. Gün içinde tekrar eden benzer çatışmalar, zamanla ebeveynlerde ciddi bir duygusal yük oluşturur. Bu çatışmalar çoğu zaman yalnızca o ana verilen tepkiler değildir; birikmiş yorgunluk, tükenmişlik ve sürekli tetikte olma hâlinin dışavurumudur. Bu nedenle ebeveynin verdiği tepki, tek bir davranıştan çok uzun süredir taşınan bir gerilime yönelmiş olabilir. Çatışma anlarında yalnızca çocuğun değil, ebeveynin de duygusal düzenleme becerileri zorlanır. Klinik pratikte sıkça karşılaşılan bağırma, sert tepkiler verme, ani cezalar uygulama ya da sonrasında pişmanlık duyulan sözler söyleme gibi davranışlar, çoğu zaman ebeveynin kötü niyetinden değil; duygusal kapasitesinin o an için aşılmasından kaynaklanır. Öfke yükseldiğinde beynin mantıklı düşünmeden sorumlu alanları geçici olarak işlevini yitirir ve bu durum, yapılan açıklamaların, uyarıların ya da cezaların etkisiz kalmasına neden olur. Böyle anlarda hem çocuk hem de ebeveyn için iletişim kanalı kapanır ve ebeveyn kendisini kontrolünü kaybetmiş hissedebilir. Bu hissin ardından yoğun suçluluk ve pişmanlık duyguları devreye girebilir.
DEHB’li çocuklarla yaşanan çatışmalarda en temel ve etkili yaklaşımlardan biri durabilmektir. Buradaki durmak; görmezden gelmek, pes etmek ya da sorunu ertelemek anlamına gelmez. Aksine, duyguların yatışabilmesi için bilinçli olarak zaman kazanmaktır. Yoğun öfke ya da gerginlik anında konuşmaya devam etmek, çözüm aramak ya da kural hatırlatmak çoğu zaman durumu daha da tırmandırır. Kısa bir mola vermek ise ebeveynin de çocuğun da sinir sisteminin sakinleşmesine, mantığın yeniden devreye girmesine olanak tanır. Bu süreç, oyunu bırakmak değil; oyuna daha sağlıklı bir şekilde devam edebilmek için verilen bir ara gibidir. DEHB’li çocuklar yoğun duygular içindeyken, kendilerinden beklenen davranışları sergilemekte zorlanabilirler. Bu noktada zaman, düzenleyici bir işleve sahiptir. Kısa bir durma süresi, çocuğun duygusal yoğunluğunun azalmasına ve yaşanan olaya daha gerçekçi bakabilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda ebeveyn için de kendi duygularını toparlayabilme ve daha işlevsel bir tutum geliştirebilme fırsatı sunar. Bu molanın önceden konuşulmuş, net ve güvenli bir çerçeveye sahip olması, ebeveynin kendini daha güvende hissetmesini sağlarken çocuğun da reddedilmediğini, yalnızca düzenlenmeye ihtiyaç duyulduğunu anlamasına yardımcı olur.
DEHB’li bir çocukla yaşamak, ebeveynlikten çok daha fazlasını gerektirir. Sürekli tekrar eden davranışlarla baş etmeye çalışmak, tetikte olmak ve kendi duygularını yönetmek ciddi bir emek ister. Bu süreçte ebeveynin zaman zaman zorlanması, öfkelenmesi ya da tükenmiş hissetmesi insani ve anlaşılır bir durumdur. Klinik olarak önemli olan nokta, bu zorlanmayı fark edebilmek ve destekleyici başa çıkma yollarını geliştirebilmektir. Çocuğun duygularını düzenleyebilmesi için ebeveynin sakinliği bir dış destek işlevi görür; ancak bu, ebeveynin her zaman sakin olması gerektiği anlamına gelmez. Daha gerçekçi olan, fark etmek, durmak, gerekirse yeniden denemek ve bu süreçte ebeveynin kendisine karşı daha şefkatli olabilmesidir.

Başa dön tuşu