Psikolog

Okul-Ergen-Aile Üçgeni: Aynı Hedefe Bakarken Neden Çatışıyoruz?

Ergenlik döneminde okul, aile ve genç arasındaki ilişki çoğu zaman hassas bir dengeye dayanır. Aile çocuğunun başarılı olmasını ister, okul sorumluluk bekler, ergen ise hem özgürleşmeye hem de anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Bu üç alanın beklentileri çakıştığında çatışma kaçınılmaz hale gelebilir. Aslında çoğu tartışma, “kim haklı?” sorusundan değil; “kim anlaşılmıyor?” hissinden doğar.

 

Okul, ergenin hayatında büyük bir yer kaplar. Akademik başarı, sınavlar, öğretmen beklentileri ve arkadaş ilişkileri aynı anda yürür. Bu yoğunluk, ergenin stresini artırabilir. Bazı gençler bu stresle baş etmek için ders çalışmayı bırakır, bazıları içine kapanır, bazıları ise öfke ve tepkisellik geliştirir. Aile ise çoğu zaman sadece sonucu görür: not düşüşü, devamsızlık, isteksizlik. Ancak ergenin yaşadığı duygusal yük görünmez kalabilir.

 

Ailelerin en sık yaşadığı zorlanma, kontrol ile destek arasındaki çizgiyi kaçırmaktır. Kaygılı ebeveyn, çocuğunu korumak için daha çok kontrol etmeye çalışır. Sürekli ders sorulur, sınav gündemi evin merkezine yerleşir, kıyaslar artar. Bu kontrol arttıkça ergen kendini sıkışmış hisseder. Sıkışan genç, ya daha fazla isyan eder ya da tamamen geri çekilir. Her iki durumda da iletişim bozulur.

 

Okul tarafında ise bazen ergenin davranışları “isteksizlik” veya “disiplinsizlik” olarak yorumlanabilir. Oysa ergenin motivasyon düşüklüğünün altında kaygı, özgüven problemi, depresif belirtiler veya akran ilişkilerinde zorlanma olabilir. Bu yüzden okul-ev iş birliği sadece disiplin üzerinden değil, psikolojik ihtiyaçlar üzerinden de kurulmalıdır.

 

Bu üçgende en kritik nokta, ergenin kendini “iki taraf arasında sıkışmış” hissetmemesidir. Bazı aileler öğretmenle konuşurken çocuğu suçlayıcı bir tavır takınır. Bazı okullar ise aileyi yetersiz bulabilir. Bu durumda ergen, hem okulda hem evde yalnızlaşır. Oysa ergenin ihtiyacı; iki tarafın da onu “sorun” olarak değil, gelişmekte olan bir birey olarak görmesidir.

 

Sağlıklı okul-ergen-aile ilişkisi için iletişim dili çok önemlidir. Ergene “Sen tembelsin” demek yerine “Son zamanlarda zorlandığını fark ediyorum” demek, gencin savunmasını azaltır. Okuldan gelen geri bildirimler de etiketleyici değil, gözleme dayalı olmalıdır. “Dersi dinlemiyor” yerine “Son haftalarda derste odaklanması azaldı” gibi ifadeler daha yapıcıdır.

 

Bu üçgende motivasyonu artırmanın yolu, ergenin sürece dahil edilmesidir. Ergenin hedefleri konuşulmalı, planlar birlikte yapılmalı, sorumluluklar paylaşılmalıdır. Genç, sadece “uygulayan” konumunda olursa karşı koyma ihtimali artar. Ancak “karar veren” taraflardan biri olduğunda, sahiplenme duygusu gelişir.

 

Sonuç olarak okul-ergen-aile üçgeninde yaşanan çatışmalar, çoğu zaman iletişim eksikliğinden ve farklı beklentilerin çarpışmasından kaynaklanır. Bu süreçte amaç, ergeni baskılamak değil; onun gelişim dönemini anlayarak destekleyici bir sistem kurmaktır. Okul, aile ve ergen aynı hedefe bakmayı başardığında; hem başarı hem ruh sağlığı açısından çok daha sağlıklı bir yol açılır.

Başa dön tuşu