TERK EDİLME NEDEN BU KADAR KORKUTUCU – Uzm. Kl. Psk. Zehra Demirhan

Terk Edilme Korkusu
Terk edilme şeması daha çok bağlanma bozukluğu olarak da bilinmektedir. Bu kişilerde her an terk edebilir, terk edebilirim gibi bir korku yaşamak terk edilme aşamasıyla daha çok uyumludur. Bu korkunun dayanıksızlık şemasıyla uyumlu olduğunu söyleyebiliriz: her an başına bir şey gelecek; her an terk edilecek ya da herhangi bir hastalık beni bulacak ya da aldatılacağım gibi düşüncelerle bu korkuyu yoğun olarak yaşarlar. Bu korkunun altında güvensizlik inancı yoğundur. Bununla beraber kıskançlıkta terk edilme şeması olan kişilerde çokça görülür
Terk edilme korkusu nasıl gelişir
Duygusal ihmal, çocuklukta görünmeyen ve duyulmayan ihtiyaçların duygusal yoksunluk şemasının yoğun olarak gelişmesi.
Ayrılık ve kayıp deneyimleri. Tutarsız ebeveyn tutumları: Özellikle anne-baba güven duygusunu çocuklukta oluşturmaması.
Terk edilme: erken yaşta terk edilme ve aldatılma. Bu deneyimler yetişkinlikte yayına bırakılırsa düşüncesini sürekli zihinde yoğun yaşarlar.
İlişkilerde nasıl görünür
Terk edilme korkusu farklı ilişki kalıplarına yol açar. Aşırı bağlanma: sürekli mesaj atma, onay arama, karşı tarafın alanına saygı duymakta zorlanma.
Kaçınganlık: yakınlık oluştuğunda geri çekilmeye başlar; “zaten bırakılacağını düşünür”.
Kıskançlık ve kontrol kaybetme korkusuyla partneri sık sık denetleme, sınır koymama, terk edilmemek için hayır diyememek, taviz vermek, sessiz öfke, ihtiyaçlar karşılanmadığını da içe atılan kırgınlık.
İçsel inançlar
İçsel inançlar: asıl yarayı açan cümleler;
“Ben yeterince değerli biri değilim.”
“Sevilmek için çabalamalıyız.” “Yakınlık tehlikelidir.”
“Beni tanırlar arsa bırakırlar.”
Bu cümleler fark edilmeden, kişi ilişkide kendi gerçek ihtiyaçlarını gizler ve onaylama performansı sergiler.
Terk edilme korkusu nasıl iyileşir
İlk olarak farkındalık geliştirmek; şu an konuşan korkum mu yoksa gerçek mi, duyguyu regüle etmeyi öğrenmek; terk edilme korkusu yaşandığında bedensel tepkiler nelerdir?
Sinir sistemini yatıştırabilmek, sınırları ve ihtiyaçları ifade etmek; susmak yerine, uzun susmak yerine ihtiyaçlarını dile getirmek; iç saha çocukluk çalışmaları, geçmişte yalnız bırakılmış bir parçanın çığlığıdır; onu duymak ve şefkat göstermek ve en önemlisi de psikoterapi desteğidir.