Kelebek ve Bahçe – Fevziye Balcıoğlu

Kelebek ve Bahçe
Google’a en çok aranan ilişki problemleri nelerdir diye sorduğunuzda;
İletişim ve Güven Problemleri 1. sırayı alıyor.
Güven, hayatın başlangıcından itibaren hepimizin ihtiyacı…
Doğar doğmaz bize gösterilen ilgi, bakım ve annenin yaşamla kurduğu bağlantı
iki temel cevaba sahip olmamızı sağlar.
Güvendeyim…
Görülüyorum, sevilmeye değerim…
Bebek bu ilk temaslar sonrası verdiği kararı bir ömür içinde taşıyor.
Ve daima buradan besleniyor.
Güvensizlik ve Görülmüyorum, sevilmeye değer değilim…
Bu inanışına sahip bireyler içinse sık sık bunların sorgulandığı bir hayatı yaşamak
muhtemel…
Güven alabilen biri olabilmek, güven veren biri ile birlikte olabilmek kadar önemli…
Yani güven ile ilgili problemlerde hem kendimize hem de partnerimize bakmak anlamlı olur…
Kendini sevilmeye değer bulmayan biri, koşulsuz sevgiyi hiç yaşamamış biri, küçük bir ilgiyi
sevgi zannedip güvende hissetmeyeceği bir yerde kalmayı seçebilir.
Kendi içinde hissedemediği değeri partnerinin ona vermesini isteyebilir.
Bir sonraki yazımda ilişki içerisinde güveni besleyen ya da güvensizlik yaratan iletişim
alışkanlıklarımızdan ve ilişkilerin bitişe doğru yokuş aşağı yuvarlanmasını sağlayan iletişim
hatalarından bahsedeceğim; ancak bugün her birimize çok önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum…
Mario Quintana’nın şu metaforik sözünü, sizi getirmek istediğim yere getirmek için çok
güçlü buluyorum.
“Kelebekleri yakalamaya çalışma, bahçeni güzelleştir, kelebekler kendiliğinden gelecektir.”
Hayatımda sahip olmak istediğim, almayı arzuladığım değeri kendime vermeye
başladığımda; kendi bahçemi yetiştirmek için çalışmaya başladığımda, hayatımla ilgili
sorumluluk almış, çocukluktan yetişkinliğe doğru yola çıkmış olacağım.
Çünkü ancak bir çocuk kendi mutluluğunu ve huzurunun tamamını bir başkasından almayı
bekler.
Ben kendi bahçemi güzelleştirmek için ayağa kalktığımda; kendimi mağdur hissettiğim,
diğerlerini suçladığım ve öfkeyle yöneldiğim diğerleriyle ilişkim dönüşmeye başlayacak.
BAHÇENİ YETİŞTİR…
Zülfü Livaneli’ye bir röportajda şu soruyu sorduklarında verdiği cevap tam olarak bu…
79 yıllık hayatınızdan süzülen en değerli öğreti neydi?
İyi, düzgün, değerli bir hayatı yaratmanın önemini vurguluyor.
“İnsanın en değeri, en çok kendi gözünden gelir.” diye ekliyor.
Ben zamanında bu değere sahip olamamış, bana verileni alıp kabul etmiş olabilirim.
Ancak bu değişmez bir gerçeklik değil…
Sıfırdan bir bahçe yetiştirebilirim.
Ben bahçemi yetiştirmeye başladığımda sınırlarımı da net çizmeye başlayacağım…
Çünkü bahçem artık kuru otlardan ibaret değil, bahçem değersiz görülen bir Hozan Bağ
değil.
(Hozan Bağ: Anadolu’da hiç bakılmamış her yerini ot bürümüş bağ ve bahçeler için
kullanılan bir terim.)
Hozan Bağ’a herkes girer çıkar, içinde tepinir, özenmez, özen göstermez.
Çünkü sahibi ona özenmemiştir.
İlk sınır; kendine özen GÖSTERDİĞİN bir hayatı yaratmak için HAREKETE geçmendir.
Bahçen ne durumda?
Hadi gözünde canlandır.
Bahçeni yeniden yetiştirmeye;
Var mısın?
Amasız, bahanesiz…
Şimdi nasıl bir bahçe istediğini düşle…
Unutma!
Düşlemekle başlar, büyük değişimler…