Psikolog

İnsanların Duygularını Anlamakta Zorlanmak

Bazı insanlar sosyal ortamlarda sık sık aynı cümleyi kurar: “Ne hissettiğini anlayamıyorum.” Bu durum bazen empati eksikliği gibi algılansa da çoğu zaman farklı psikolojik sebeplere dayanır. İnsanların duygularını anlamakta zorlanmak, kişinin soğuk ya da ilgisiz olması anlamına gelmez; çoğu zaman duygu okuma becerisinin gelişiminde yaşanan bir farklılık ya da geçmiş deneyimlerin etkisi olabilir.

 

İlk neden, duygusal farkındalık düzeyidir. Kişi kendi duygularını tanımakta zorlanıyorsa, başkasının duygularını da ayırt etmekte zorlanabilir. Örneğin kişi kendi içinde “kırıldım” duygusunu tanımlayamıyorsa, karşısındaki kırıldığında da bunu fark etmeyebilir. Çünkü zihninde bu duygunun haritası yoktur.

 

İkinci önemli neden çocuklukta öğrenilen iletişim dilidir. Bazı ailelerde duygular konuşulmaz; daha çok davranışlar üzerinden mesaj verilir. Böyle ortamlarda büyüyen biri, duyguyu sözle ifade etmeyi değil, sezgisel olarak tahmin etmeyi öğrenmeye çalışır. Ancak bu da yetişkinlikte yanlış anlamalara yol açabilir.

 

Bir diğer etken, kaygı ve aşırı düşünmedir. Kaygılı kişi karşısındakinin duygusunu anlamaya çalışırken, “yanlış anlarım” korkusuyla aşırı analiz yapabilir. Bu analiz, sezgiyi bozar. Kişi doğal akışta hissetmek yerine sürekli kontrol etmeye çalışır ve duygular bulanıklaşır.

 

Bazı durumlarda ise bu zorluk nörogelişimsel farklılıklarla da ilişkili olabilir. Özellikle sosyal ipuçlarını okumada zorlanma, beden dili ve mimikleri anlamlandırmada güçlük gibi belirtiler uzun süredir varsa, daha derin bir değerlendirme gerekebilir.

 

Bu beceri geliştirilebilir. Duyguları tanımayı öğrenmek, kişinin hem ilişkilerini güçlendirir hem de iletişim çatışmalarını azaltır. “Sen böyle hissettin galiba” gibi cümlelerle geri yansıtma yapmak, karşı tarafın duygusunu doğrulamak ve net sorular sormak bu süreçte çok işe yarar.

Başa dön tuşu