Psikolog

İlişkinin “Nükleer Seçeneği”: Neden Sürekli Ayrılığı Gündeme Getirir? – Psk. Bülent İçgüdel

Her tartışmanın sonu “Öyleyse bitsin” cümlesine bağlanıyorsa, orada çözülmeyi bekleyen bir sorundan çok, ilişkiyi rehin alan bir duygusal manipülasyon döngüsü var demektir. Bir tarafın en küçük anlaşmazlıkta bile “nükleer seçeneği” yani ayrılığı masaya sürmesi, karşı taraf için “yumurta kabukları üzerinde yürümek” gibidir. Ancak bu davranışın arkasında çoğu zaman gitmek değil, derin bir güvenlik arayışı yatar.

Bağlanma Çığlığı Olarak Ayrılık Tehdidi

Klinik perspektiften baktığımızda, bu durum genellikle Kaygılı Bağlanma stilinin işlevsiz bir dışavurumudur. Kişi aslında gitmek istemez; aksine, “Ayrılalım” diyerek partnerinden “Hayır, seni bırakamam” tepkisini alıp sevgiyi test etmeye çalışır. Literatürde “Protesto Davranışı” olarak adlandırılan bu durum, partnerin ilgisini çekmek için yapılan aşırı bir eylemdir. Öte yandan, Kaçıngan Bağlanma tipindeki bireyler ise “O beni bırakmadan ben onu bırakayım” mantığıyla, yakınlığın getirdiği kırılganlıktan kaçmak için önleyici bir darbe vururlar.

Şemaların Savaşı: Terk Edilme ve Haklılık

Bu döngünün altında yatan asıl dinamik, çocukluktan taşınan Terk Edilme Şemasıdır. Kişi, partnerinin bir eleştirisini “nihai bir ayrılık sinyali” olarak okur ve felaketleştirme (catastrophizing) yaparak savunmaya geçer. İlişkilerde bu durum, çözümü imkansız kılan bir Bilişsel Kilitlenme yaratır. Unutmayın: Ayrılık bir tehdit unsuru olarak kullanıldığında, ilişkinin güvenli üs olma özelliği kaybolur. Eğer bu döngü, aşağıda detaylandırdığımız yoğun stres faktörleriyle birleşirse, ilişki içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Bu kilitlenmeyi çözmenin yolu, savunma mekanizmalarını bir kenara bırakıp ilk seansın o iyileştirici kapısından içeri girmektir.

Başa dön tuşu