İlişkide Verilen Sözlerin Tutulmamasının Yıkıcı Etkileri

Bir ilişkide en sert kırılma, sanıldığı gibi ihanet değil, sürekli ve tekrarlayan biçimde tutulmayan sözlerdir. Çünkü ihanet tek bir olaydır; ama verilen sözün tutulmaması her gün ufak ufak güveni öldürür. İnsanı daha çok yıkan şey partnerin söyleyip yapmaması değil partnerinin o sözü tutacağını düşünerek beklentiye girmesi ve tutulmayan sözün ardından yaşadığı hayal kırıklığıdır.
Bu döngü bir kez başladı mı, ilişki de ufak ufak çözülmeye başlar.Çünkü söz tutmamak bir iletişim hatası değil, bir güven problemidir. İlişkide verilen sözün tutulmaması her şeyden önce, partnerin önceliklerini gösterir, İlişkide saygının azalmasına işaret eder, tutarsızlık yaratır, partnerler arasında duygusal mesafeyi artırır.
Tutulmayan her söz, zihinde şu cümleyi oluşturur: “Demek ki ben önemli değilim.” Bu düşünceyle boğuşmak çok sancılıdır. Acı veren bu sancı deneyiminin ardından kimi zaman kendimize yanlılık eder ve Onun niyeti kötü değil, unuttu çünkü yoğundu… Aslında beni üzmek istemedi.. diyerek kendimizi avuturuz. Ama gerçek şudur: Öncelik verilmediğin yerde bahane çoktur.
Sürekli Söz Verip Tutmayan Partner Neden Böyle Davranır?
Sorumluluk almaktan kaçan, kaybetme korkusu olmayan, ilişkinin ve partnerinde yarattığı duygularının sorumluluğunu almayan biri verdiği sözleri tutmaktan kaçınma davranışı gösterebilir. Böyle bir durum süreklilik aldığında güven duygusu git gide zedelenmeye başlar. Güvenin kaybolduğu yerde, ilişki diğer boyutlarda da sağlıksızlığa geçişte yol alma riskiyle kalakalır. Sürekli güvensizlik, kişiyi zamanla tetikte yaşamaya, içe kapanmaya, sürekli kaygı üretmeye iter. Hayal kırıklığı, üzüntü, öfke gibi negatif duygular daha çok deneyimlenir. Kişi bu duyguların etkisiyle duygusal yoğunluğunu partnerine yöneltir. Böyle bir durumda tartışma ve çatışmalar kaçınılmaz olabilir.
Söz verip sözüne sadık kalamayan , sadece konuşup adım atmayan biri, değişmek için bir adım atmadıkça, durum kendiliğinden düzelmez. .Partner sorumluluk alırsa, tutarlı davranırsa, hatasını kabul ederse güvenin yeniden inşası mümkün olur. Bunun için gerçekçi çabaların somut bir şekilde ortaya konması gerekir.