İlişkide Pasif-Agresif Davranışlar: Söylenmeyen Öfkenin Dili
Pasif-agresif davranışlar, ilişkilerde en çok kafa karıştıran ve en yıpratıcı iletişim biçimlerinden biridir. Açık bir tartışma yoktur; bağırma, suçlama ya da net bir çatışma yaşanmaz. Ancak buna rağmen ilişkide sürekli bir gerginlik, kırgınlık ve mesafe hissi vardır. Çünkü öfke vardır ama doğrudan ifade edilmez.
Pasif-agresif kişiler genellikle “sorun yok” derken aslında sorun yaşarlar. Küsmek, alaycı konuşmak, geç cevap vermek, unutmuş gibi yapmak, isteksizce yapılan davranışlar bu iletişim tarzının sık görülen örnekleridir. Mesaj nettir ama dolaylıdır: “Kızgınım ama bunu söylemeyeceğim.”
Bu davranış biçiminin psikolojik kökeninde çoğu zaman öfke ifade etme korkusu yatar. Çocuklukta öfkesini dile getirdiğinde cezalandırılan ya da yok sayılan bireyler, yetişkinlikte de öfkeyi bastırmayı öğrenir. Ancak bastırılan duygu yok olmaz; şekil değiştirir.
Pasif-agresif davranışlar ilişkide güvensizlik yaratır. Partner, neye kızıldığını, neyin sorun olduğunu anlayamaz. Bu belirsizlik, kişinin kendini sürekli sorgulamasına neden olur: “Bir şey mi yaptım?”, “Yine ne oldu?” Zamanla bu durum duygusal yorgunluk ve geri çekilmeye yol açar.
Bu tür ilişkilerde açık iletişim yerine ima dili hâkimdir. Sorunlar konuşulmadığı için çözülmez, birikir. Biriken her küçük kırgınlık, ilişki bağını biraz daha zayıflatır. Çiftler aynı evde yaşasa bile duygusal olarak uzaklaşabilir.
Pasif-agresif döngüyü kırmanın yolu, duygularla temas etmeyi öğrenmekten geçer. “Kızdım”, “Üzüldüm”, “Kırıldım” diyebilmek, ilişkide cesaret gerektirir. Ancak bu cesaret, ilişkinin güvenliğini artırır. Açıkça konuşulan duygular, ilişkiyi yıkmaz; aksine güçlendirir.