Psikolog

Fazla Anlatmak: İçimizi Dökme İhtiyacı mı Sınır Sorunu mu?

Bazı insanlar daha yeni tanıştıkları veya henüz güvenip güvenmeme konusunda emin olmadığı kişilere bile hayatlarının en özel anlarını, travmalarını, aile meselelerini anlatma eğilimi gösterirler. Sanki patlayan bir volkan gibi yaşadıkları ne varsa karşısındaki kişiye birden içlerinde ne varsa boşaltıp dökerler. Çoğu zaman bu aşırı paylaşımın yerini sonrasında “Neden bu kadar çok şeyi anlattım ki” diye bir pişmanlık da alsa, bu karakterdeki kişiler genel olarak gördükleri en ufak ilgi kırıntısında bile yine aynı şekilde tavır takınırlar. Onlar için önemli olan şey güvenden ziyade kendini dinleyen birinin olmasıdır. “Hazır şu an beni dinleyen biri varken hepsini de anlatayım.” gibi sağlıksız bir düşünceyle kontrolsüz paylaşım yapma eğilimi gösterirler. 

İnsanın paylaşım ihtiyacının altındaki sebep anlaşılmış olmaktır. Fakat anlaşılma ihtiyacı bastırılmışsa ya da uzun süre karşılanmamışsa, bir fırsat bulduğunda kontrolsüz biçimde ortaya çıkabilir. Bu kontrolsüzce anlatılan şeyler sadece bir paylaşım yapmak değil, bir nevi rahatlamaktır. Fakat sağlıklı paylaşımda sınırlar vardır. Sağlıklı paylaşmayı bilen kişi kendinden ve özel hayatından bahsederken; ne zaman, kime, ne kadarını anlatacağını seçerek anlatır. Sanki içinde boşaltması gereken bir yük varmış gibi karşısına çıkan ve onu dinleyen ilk kişiye bu yükün hepsini bırakma eğiliminde değildir. Sınırlar çerçevesinde kendine de onu dinleyen kişiye de saygı duyarak paylaşmak istediği kadar yaşadığı deneyimleri, hislerini kontrollü şekilde anlatır.

Bunun bir diğer boyutu ise sınır algısıyla ilgili olabilir. Çocuklukta duygusal sınırları ihlal edilen, mahremiyeti korunmayan bireyler yetişkinlikte “ne özel, ne genel” ayrımını net yapamayabilir. Her şey anlatılabilir gibi hissedilir. Çünkü özel olanın korunması gerektiği öğretilmemiştir.

Bazı durumlarda da aşırı paylaşım yapmanın sebebi hızlı bağ kurma ihtiyacından doğar. “Bu kişiye en özelimi anlatırsam ona ne kadar çok güvendiğimi anlar ve hep yanımda kalır.” gibi bir bilinçaltı düşünceyle karşısındaki kişiyle güçlü bir bağ kurabilmek adına yine bir güven arayışına girmeden kendiyle alakalı her şeyi anlatır. Aslında bunun da altında öz değer eksikliği yatmaktadır. Bu bireyler anlaşılma ve görülme ihtiyacı ağır bastığından güven duymayı ikinci plana atarak kendini var ettirmeye çalışır. Derin şeyler konuşursak, derin bir bağımız olur inancıyla yaptıkları paylaşımlara sınır koymazlar.

Bunun çözümü öncelikle paylaşılmak istenen deneyimi kendi içimizde çözümleyebileceğimiz kadar çözümlemekten geçer. Bir olay yaşandığında öncelikle hangi kısmı kendimizde kalmalı, hangi kısmı birilerine anlatılmalı bunu tartmak gerekir. Tabii ki anlatılıp belki fikir danışmak isteyeceğimiz durumlar yaşanacaktır, fakat her his yaşandığı saniyeden itibaren dışarı çıkmalı gibi bir bakış açısıyla hareket etmeden… Sağlıklı paylaşım yapıldığında sağlam ve güvenilir insan ilişkileri kurulur. Sağlıksız yapılan aşırı paylaşım ise sadece kendimize, özelimize yaptığımız bir saygısızlık olarak kalır.

Stajyer Psikolog Dilara Merve Aydın
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
 

Başa dön tuşu