Aile Danışmanlığı

“Elimde Kanıt Yok Ama Eşimin Beni Aldattığından Şüpheleniyorum”

Bugün biraz zor ama bir o kadar da yaygın bir konuyu ele alalım istiyorum. Ofisimde en sık karşılaştığım sahnelerden biri şu: karşımda oturan kişi, “Eşim beni aldatıyor mu?” sorusunun ağırlığı altında ezilmiş durumda ve bana bu sorunun yanıtını benimle birlikte arayp bulma ümidi ile geliyor. Ama işin ilginç yanı, ortada ne bir mesaj ne bir fatura ne de somut bir kanıt var. Sadece o iç kemiren, uykuları kaçıran “ya öyleyse?” şüphesi… Elinde kanıt olmadığı halde bu şüpheyle boğuşan insanlar, aslında kendi iç dünyalarında çok yıpratıcı bir savaş veriyorlar.

Her şeyi bir kenara bırakıp önce kendimize dönelim ve bu korkunun nereden geldiğine bir bakalım. Çünkü bu yakıcı kuşkunun kaynağı eşinizden ziyade, kendi geçmişinizde saklı olabilir. Belki çocuklukta yaşadığınız bir ihmal veya terk edilme hikayesi, belki ebeveynlerinizle kurduğunuz ve farkında bile olmadığınız bağlanma stiliniz, belki de bir önceki ilişkinizde yediğiniz o ağır darbe veya  görüp işittiğiniz aldatma olayları… Zihniniz sizi korumak için “Önce ben sezersem, canım o kadar yanmaz” diyor olabilir. Ama unutmayın; zihnin kurduğu senaryolar, her zaman gerçeklerin aynası değil.

Danışanlarıma hep şunu sorarım: “Bu hissettiğin şey, somut bir değişikliğe mi dayanıyor yoksa senin içindeki bir huzursuzluğa mı?”

Sezgi; bir şeylerin değiştiğini (soğukluk, mesafe, gizemli haller) sessizce fısıldar. Korku (şüphe) ise bağırarak senaryolar yazar.

Elinizde veri yoksa, o bağıran ses muhtemelen sezgi değil, korkudur.

Eşinizin telefonunu karıştırmak, sosyal medya takibi yapmak veya sorguya çekercesine soru yağmuruna tutmak kısa süreli bir rahatlama sağlar ama uzun vadede ilişkinin altındaki dinamiti ateşler. Kontrol ettikçe şüpheniz azalmaz, aksine “Kesin bir şey var ama ben bulamıyorum” diyerek daha da derin kuşku yaşarsınız. Huzuru, eşinizin telefonunda değil, kendi özgüveninizde aramaya başlayın. Huzuru bulmak için içinizde size sıkıntı veren hangi duygu varsa, onu eşinizle paylaşın. Eşinize “Beni aldatıyor musun?” diye saldırmak yerine, kendi duygunuzu paylaşın. Şöyle diyebilirsiniz: “Son zamanlarda içimde bir güvensizlik hissediyorum ve bu beni çok yoruyor. Bu hissimi aşmak için biraz daha fazla şeffaflığa ve senin desteğine ihtiyacım var.” Bu yaklaşım, eşinizi savunmaya geçirmek yerine sizin yanınıza çeker.

Korku oldukça yönetici bir duygu ve aldatılma korkusu, insanı eşine bağımlı hale getirebilir. Hayatınızın merkezine sadece eşinizin sadakatini koyarsanız, o merkez sarsıldığında dünyanız yıkılır. Hayatınızın merkezine kendinizi koyun ve hobilerinize, işinize, arkadaş ortamınıza geri dönün. Siz kendi hayatınızda mutlu ve tam olduğunuzda, bu korkuların sesi de yavaş yavaş kısılacaktır.

Bir ilişkiyi yıkan şey her zaman aldatma eylemi değildir; bazen o eylemin gerçekleşeceği korkusuyla kurulan o baskıcı atmosferdir. Eğer bu düğümü tek başınıza çözemiyorsanız, profesyonel bir destek almaktan çekinmeyin. Çünkü aldatmadığı halde aldatmakla suçlanan partneriniz bu durumdan etkileniyorsa, duygularının ilişkinize yansıması kaçınılmaz sonuçlar doğurabilir. 

Başa dön tuşu