Bir Katliamın Anatomisi: Neden Silahlanıyoruz? – Uzm. Psk. Esra Özel

Bir Katliamın Anatomisi: Neden Silahlanıyoruz?
Bir çocuk neden okula silahla gider? Bir toplum neden korkuyla nefes alır? Michael Moore’un kült belgeseli Benim Cici Silahım (Bowling for Columbine), bu soruları sadece bireysel psikolojiyle değil, bireyi çevreleyen devasa bir sistemle açıklıyor.
Gelin, ünlü psikolog Bronfenbrenner’ın Ekolojik Sistemler Kuramı gözlüğüyle, bir merminin namluya sürülmesine neden olan o görünmez çevresel halkaları inceleyelim.
Mikrosistem: Evdeki Barut Kokusu
Mikrosistem, bireyin doğrudan içinde bulunduğu (aile, okul, iş) ortamdır. Belgeseldeki en çarpıcı örneklerden biri, Columbine Katliamı’nın yaşandığı yerdeki Lockheed silah fabrikasıdır.
• Paradoks: Babası her gün fabrikaya gidip kitle imha silahı üreten bir çocuk, “silah edinmeyi” bir hayat gerçeği olarak kanıksamaz mı?
• Rol Modeller: Katliamı yapan çocuklardan biri olan Eric’in babasının asker olması, evdeki disiplin ve şiddet araçlarıyla kurulan bağı doğrudan etkilemiş olabilir. Eğer çocuğun en yakınındaki öğretmenler ve rehberler Matt Stone’un dediği gibi “aşağılayıcı ve korkutucu” ise, mikrosistem artık bir sığınak değil, bir patlama noktası haline gelir.
Mezosistem: Kopuk Bağlar
Mezosistem, mikrosistemler arasındaki bağlantılardır (Ailenin okulla, ailenin arkadaş grubuyla ilişkisi gibi). Columbine’daki trajediye baktığımızda, ailelerin çocuklarının “Trençkot Mafyası” denilen grupla olan bağından veya okuldaki yalnızlıklarından haberdar olmadığını görüyoruz. Bu iki dünya arasındaki köprüler çöktüğünde, gençlerin şiddet sarmalına girmesi çok daha kolaylaşıyor.
Ekzosistem: Annenin Yokluğu, Yoksulluğun Varlığı
Ekzosistem, bireyin doğrudan içinde olmadığı ama hayatını derinden etkileyen dış yapılardır (Ebeveynin iş yeri, sosyal yardım politikaları).
• Flint Örneği: 6 yaşındaki bir çocuğun sınıf arkadaşını vurması sadece “çocuk suçluluğu” değildir. Annesinin geçinebilmek için günde iki işte çalışması, eyaletin sosyal yardım projesi yüzünden yollarda saatlerini harcaması ve çocuğun evde denetimsiz kalması tam bir ekzosistem kurbanıdır. Yoksulluk sınırı ve ağır iş saatleri, aslında tetiği çeken görünmez parmaklardır.
Makrosistem: “Silahlıysan Özgürsün” Kültürü
Burada devreye toplumsal değerler, yasalar ve ideolojiler girer. Amerika’da silah sahibi olmanın “anayasal bir hak” hatta “bir vatandaşlık sorumluluğu” olarak görülmesi, makrosistemin bireyi nasıl şekillendirdiğinin kanıtıdır. Silah yanlısı derneklerin (NRA) toplumdaki ağırlığı, silahı bir “havalı olma” veya “saygı görme” aracına dönüştürür.
Kronosistem: 11 Eylül ve Korku İklimi
Kronosistem, zaman içindeki değişimleri ve tarihsel olayları kapsar. 11 Eylül sonrası pompalanan korku dalgası, silah satışlarını %70, mermi satışlarını %140 artırmıştır.
• Medyanın Rolü: Cinayetler azalırken cinayet haberlerinin %600 artması tesadüf değildir. Medya, “kanlıysa satar” mantığıyla halkı sürekli bir “tehlikedeyiz” alarmında tutarak bireysel silahlanmayı kronolojik bir zorunluluk haline getirir.
Sonuç: Tetiği Kim Çekiyor?
Benim Cici Silahım bize gösteriyor ki; bir suçun faili sadece o tetiği çeken parmak değildir. O parmağı yönlendiren yoksulluk, onu cesaretlendiren aile yapısı, onu haklı çıkaran yasalar ve onu korkutan bir medya vardır.
Belki de silahlanmayı durdurmanın yolu, bireyleri cezalandırmaktan önce, onları kuşatan bu hastalıklı sistem halkalarını iyileştirmekten geçiyor.
Yazarın Notu: Bir toplumun sağlığı, en küçük halkasından en dış sistemine kadar birbirine bağlıdır. Silahlar sussun istiyorsak, önce korkuyu besleyen sistemleri susturmalıyız.