BAHÇE VE KELEBEK 2. BÖLÜM – Fevziye Balcıoğlu

BAHÇE VE KELEBEK 2. BÖLÜM
BAHÇENİ YETİŞTİR
Açıklama: İlişkide iletişimi ve güveni yeniden inşa için hazır mısınız?
Bir arkadaşımın annesi, kahve sohbetimiz sırasında, “Herkesin bir ön bahçesi bir de arka bahçesi vardır.” demişti. Ve şöyle devam etmişti: “İnsanların ön bahçelerine bakarsan yanılırsın. Orada insanlar, görünmek istedikleri gibi gösterirler her şeyi. Oysa arka bahçe, o kişinin iç dünyası, acıları, yaşadıkları ve yaşayamadıklarıdır. Gizli bir bahçedir orası; kimse bilmez, kişinin kendi bile yok sayar, dönüp bakmaz arka bahçeye.” İhmal ettiğimiz, sulayıp beslemediğimiz bizim yaşantımız. Kurban rolünden çıkıp bahçesine özen göstermeye başlayanları ışığından tanırsınız…
Kendi bahçesini yetiştirmiş, öz değeri yüksek bir kadın ve adam için bir ilişkide olmak, ilişkide partnerle nitelikli paylaşım, sevgiyi ve ilgiyi zorlanmadan ve zorlamadan alabilmek demektir. Rolün gereklerini sunmak ve beklemekten ziyade, tam da ilişkide, ilişkinin içinde var olarak yaşantılar dişiliğini ya da erkekliğini. Destek alan, destek veren, seven, sevdiğini gösteren ve sevişen, sevişilen olur…
Bize danışmanlık için gelen çiftler arasında da; tıpkı Google’ın cevabında olduğu gibi, İLETİŞİM PROBLEMLERİ VE GÜVEN İLE İLGİLİ SORUNLAR başta yer alıyor.
Çiftleri birlikte ve tek tek dinlediğimiz seansların daha en başından itibaren, Mahşerin 4 Atlısı dediğimiz ve ilişkileri bitişe, canlılığını yitirerek ölüme götüren o 4 atlıyı mutlaka görürüz.
- Eleştiri: Burada partnerin her davranışı hata olarak yansıtılır, dozu aşılmış bir eleştiri, kullanılan dil yıkıcıdır. Kişiliğe yönelen bir yargılama, “SEN var ya SEN…” ile başlayan Sen Dilinin yıkıcılığı ile karşı karşıyayızdır.
- Savunma: Gelen her eleştiri savunma ile karşılanır. Eleştirinin dürtüsel tepkisi gibi görünse de yıkıcılığın mimarlarındandır. Sürekli savunma halindeyseniz dikkat.
- Aşağılama: Korkunç bir içsel yıkım ile beraber ilişkinin sonunu hazırlayan bir diğer atlı. Narsistik bir tutum. Üstünlük kurma çabası, elbette etkisi yıkıcı.
- Duvar Örme: Sempatik sinir sistemi ve duygular öyle yoğun gelir ki; kişi fizyolojik olarak yaşadığı acıya sınır koymak zorunda kalır. NE YAŞADIM BEN? İNANAMAMA HALİ VE SONRASINDA YÜKSELEN DUVAR. Duygusal kopukluk hali. İlişki devam etse de aradaki duvarı herkes hisseder.
Hem kadın hem adam; solgun, cansız, bıkkın ve çaresiz hissetmektedir.
Ve en önemlisi SEVGİSİZ ve DEĞERSİZ…
Belki de kullandığınız dilin bu denli yıkıcılığının farkında değildiniz.
Bu, sizin kayıtlarınızda bulunan ve otomatik olarak kullandığınız bir iletişim dili olabilir.
Ancak ilk olarak terk etmeniz gereken bu dildir.
Bunları terk ederken elbette yerine yapıcı ve gerçek açık iletişimin dinamiklerini kullanmayı öğreneceğiz.
Tıpkı yeni bir dil öğrenir gibi. Her bir atlının panzehiri vardır ve bunlar yeniden yakınlığı ve güveni inşa etmenin sihirli yollarıdır. Çünkü dil büyüdür. Kötücül olduğunda ölümcül büyüler, iyiliğe ve nezakete yakın olduğunda da canlandıran bir etkisi vardır.
Başka türlüsü ilk başta zorlayıcı olsa da; yeni bir dil öğrenir gibi yapıcı iletişim kalıplarıyla da kendinizi yeterince ifade edebildiğinizi ve duyulma olasılığınızın arttığını deneyimleyeceksiniz.
Güven ile ilgili sorunların başında ise aldatmalar geliyor. Aldatma, birden çok farklı sebepten kaynaklansa da; bir ilişki ihlali olarak kabul görür ve ilişkideyken diğer alternatiflerin cazip gelmeye başlamasıyla süreç tetiklenir. Kadın ve erkek fark etmeksizin, ilişkisinde güvende hissetmeyi engelleyen tek faktör aldatma değil.
Bağlanma örüntümüz, bizimle kurulan iletişimin bize hissettirdiği güvensizlik anları, ilişkinin temelini derinden sarsar.
Unutmayın!
Güven yoksa; ortada bir ilişki de yok.
Karşılıklı güven alınıp verilebilen bir ilişki tam olarak şöyle görünür.
- Çatışmalar kavga ya da savunma unsuru olarak görülmez. Doğaldır. Yaralamaz, kaçınılmaz.
- Eleştirilmek, bir tehdit unsuru olarak ele alınmaz. “Demek öyle düşünüyorsun? Bunu düşüneceğim.” yaklaşımı ile karşılanır.
- Duyguların ifadesi sağlıklıdır ve karşılık bulması doğaldır. Anlayış ve kabul ile yaklaşılır.
- Psikolojik oyunlara ve stratejilere ihtiyaç duymazlar. Açıkça yakınlık talep ederler.
- Yakınlığın onları incitmesinden endişe duymazlar. Savunmasız kalmaktan korkmazlar. Fiziksel ve duygusal yakınlığın tadını çıkarırlar.
- Affedicidirler. Onarma girişimlerini kabul etmekte zorlanmazlar. İyi niyetten şüpheye düşmezler.
- Cinselliği ve duygusal yakınlığı eş derecede önemli bulur; her ikisi için de zaman ve paylaşım yaratırlar.
- Partnerine bir kral ve kraliçe gibi davranırlar.
- İlişkiyi geliştirme konusunda değer yaratır ve güçlerini ortaya koyarlar.
- Partnerin refahından ve huzurundan sorumlu hissederler.