Psikolog

DUYGU ODAKLI ÇİFT TERAPİSİ ”Sorun Eşinizde Değil Döngülerinizde !..”

Çiftler arasındaki sonu gelmez çatışmalarda bizim için en tanıdık olan yakınma eşin değişmesi koşulu ile ilişkinin/evliliğin değişebileceği inancıdır ve terapi koltuğuna oturan istisnasız bütün çiftler de bu beklenti ile terapiye gelir. Ancak süreç içinde şunu anlarız ki eşler boşlukta ortaya koydukları davranışları ile değil, biri diğerini etkileyen mikro ifade, tutum ve duygu iletileri ile dahi herhangi bir anlaşmazlığın fitilini ateşleyebilmektedirler.

Bu noktada ”döngü” kavramı sahneye çıkar ve duygu odaklı çift terapisinin temel felsefesi olarak şunu söyler:

”İlişkinizde siz ya da eşiniz problemli değilsiniz ve yaşadıklarınız farkına varamayarak içine düştüğünüz döngünün bir sonucu. Bağlanma boyutunda yer alarak yakınlık ihtiyacı içerisinde yer alan eş bu ihtiyaçla partnerine yöneldiğinde, ısrara dönüşen talepleri kimlik boyutunda yer alan eşi tarafından kolaylıkla kimliğinin/varlığının tehdit edildiği, yönlendirilmeye ve üzerinde güç kullanılmaya çalışıldığı şeklinde bir algıya dönüştüğünde döngü aktifleşir. Yakınlık talebinde bulunan eş diğer eşi takip edip kovaladıkça, kimlik özgünlüğü ve özgürlüğü ile daha fazla özerklik ve bağımsızlığa ihtiyaç duyan eş kaçmaya başlar. Kısaca biri kaçarken diğeri kovalar…Günün sonunda ihtiyaçlar karşılanmamış, sorunlar çözümlenememiş ve uzlaşı gerçekleşememiştir ve döngüler anlaşılamadığı sürece bu böyle sürer gider…”

 

Ortaya çıkabilecek bir çok döngü dinamiğine ilişkin verdiğimiz bu örnekte bağlanma (yakınlık ihtiyacı) ve kimlik (özerklik, tanınma ve benlik onayı ihtiyacı) boyutlarında ortaya çıkabilecek bir vaka  formüle edilmiştir. Daha bir çok ilişki ve çatışma durumunu anlayabileceğimiz çeşitli boyutlarda (bağlanma/kimlik, bağlanma/bağlanma, kimlik/kimlik ve mix boyutlar ile kaçan/kovalayan, baskın/çekinik, baskın/baskın, vb.) yapacağımız formülasyonun ardından duygu boyutları (aracı/sahte duygular -timsan gözyaşları-, ikincil duygular -altta yatan üzüntüyü gizleyen öfke gibi..-, ve birincil sahici duygular) çalışılarak çiftlerin ilişkilerini ve kendilerini tanımalarını ve  kapsayarak sevmeyi öğrenecekleri anlayış ile becerilerini geliştirmelerini hedefleriz.

 

Ve son olarak Duygu Odaklı Çift Terapi felsefesini en güzel şekilde yansıtan M. Buber in ifadesiyle anlatımızı şimdilik noktalayalım:

 

”İki insanın sahici olarak gerçek benliğini bir diğerine açmadığı hiç bir evlilik ilişkisinde, o ilişkiden gerçek bir evlilik hayatı doğmaz”

                                                                                                                                                                      -Buber (1958, s.51)

Başa dön tuşu