Periferik arter hastalıklarında erken tanı uzuv kaybını önler – Op. Dr. Ömer Çokkalender

Periferik arter hastalıklarında erken tanı uzuv kaybını önler
Periferik arter hastalığı, atardamarların daralması ve bunun sonucunda damarın beslediği bölgeye yeterince kan gidememesi durumudur. Erken tanı ve doğru tedavi hastalığın ilerlemesini durduracağı gibi damar sertliğinden kaynaklı şikâyetleri de giderebilir.
Sigara kullanımı, obezite, stres gibi faktörlerin kalp ve damar sağlığını olumsuz etkilediğini ve buna bağlı olarak kalp-damar hastalıkları oranının da her geçen gün arttığını görmekteyiz.
Halk arasında ‘damar sertliği’ veya ‘damarlarda kireçlenme’ olarak bilinen ‘ateroskleroz’ olarak adlandırılan patolojik durum, sistemik bir hastalıktır ve tüm atar damarları etkiler. Bu patolojik durumun kol veya bacak atar damarlarında gelişmesi uzvumuzun yeteri kadar kanlanamamasına ve zaman içerisinde kangren gelişmesine neden olur; maalesef ‘amputasyon’ dediğimiz uzvun kesilmesiyle sonuçlanabilir. Ancak erken tanı ve doğru tedavi hastalığın ilerlemesini durduracağı gibi damar sertliğinden kaynaklı şikâyetleri de giderebilir.
Ateroskleroz nedir?
Damar iç tabakasının altında yağ ve kalsiyum birikmesi sonucu plaklar (Kireçlenme) meydana gelir. Bu plakların olduğu bölgede damar elastikiyetini kaybeder ve damar sertliği (Ateroskleroz) dediğimiz durum oluşur. Bu plakların zaman içinde büyümesi veya kırılgan yapıları nedeniyle özellikle tansiyonu yüksek olan hastalarda ani olarak parçalanması damar tıkanıklığına ve plağın aşağısında kalan bölgeye yeteri kadar kan gitmemesine sebep olur.
Belirtileri nelerdir?
Kol veya bacağa yeteri kadar kan gitmediği durumlarda dokular yeteri kadar beslenemez. Buna bağlı olarak zaman içerisinde kaslarımız güçsüzleşir, kas atrofisine bağlı uzvumuz incelir, kıllarda dökülme meydana gelir; darlık arttıkça parmaklardan başlayıp zaman içerisinde yukarı doğru artan üşüme hissi ve hareketle birlikte kaslarda ağrı başlar. Çünkü kasları hareket ettirdiğimizde kan ihtiyacı artar ve damar tıkanıklığından dolayı uzvun ihtiyacı olan kan karşılanamaz. Hastalığın çok ilerlediği durumlarda parmak uçlarından başlayıp yukarı doğru ilerleyen kangren gelişir; bu kangren kuru, siyah kabuklu ve ağrılıdır.
Bazı hastalarda damarda ciddi darlık yapmayan plakların parçalanması sonucu ani damar tıkanıklığı gelişebilir. Bu gibi durumlarda hastada kıllarda dökülme, kas güçsüzlüğü ve uzuvda incelme gibi kronik belirtiler görülmez. Bu hasta grubunda uzuvda ani gelişen ısı kaybı, şiddetli ağrı, solukluk, soğukluk ve uyuşma görülür. Bu şikâyetlerin ani başlaması aklımıza atar damarda ani gelişen bir tıkanıklığı gösterir.
Tanı nasıl konulur?
Hastanın öyküsü ve fizik muayene bulguları genellikle tanı koymak için yeterlidir. Yukarıda belirtilen şikâyetleri olan hastalarda, şikâyeti olan uzuvda yapılan nabız muayenesi diğer taraf ile karşılaştırıldığında nabızların zayıf alınması veya hiç alınamaması tanı koydurur. Ancak tanımızı desteklemek amacıyla genelde ilk olarak arteriyel renkli doppler ultrason istenir.
Renkli doppler ultrason sonucuna göre hastalığın ciddiyeti, darlığın yeri ve derecesi hakkında bir ön fikir sağlanmış olur. Bu sonuçlara göre müdahale gerektirecek bir damar tıkanıklığı tespit edilirse ileri tetkik ve kesin tanı için periferik arteriyel anjiyografi yapılır.
Tedavi seçenekleri nelerdir?
Tedavi seçenekleri darlığın yeri, derecesi ile hastanın durumuna göre farklılık gösterir. Kan sulandırıcı ve damar genişletici medikal tedavi tüm hastalara verilir; ancak medikal tedavinin tek başına yetmeyeceği hastalarda cerrahi veya endovasküler tedavi seçenekleri devreye girer.
Cerrahi tedavide darlığın yukarısından aşağı kısmına yeni bir damar eklemek gerekir. Buna köpürüleme veya periferik bypass cerrahisi denir. Amaç tıkalı olan yerin aşağısına alternatif bir yolla kanı gönderebilmektir.
Yine darlığın yeri ile derecesine göre ya da cerrahi tedavinin mümkün olmadığı veya cerrahi tedaviyi kaldıramayacak bazı hastalarda endovasküler stent veya balon işlemi yapılabilir. Bu tedavide amaç darlık olan bölgeyi genişleterek ve gereklilik hâlinde stent yerleştirerek darlığı ortadan kaldırmaktır.
Damar tıkanıklığını nasıl engellerim?
Her hastalıkta olduğu gibi atar damar tıkanıklığında da genetik yatkınlık önemli bir faktördür.
Genetik yatkınlığı değiştiremeyiz; ama sağlıklı yaşamak elimizdedir. Damarlara zararlı olduğunu bildiğimiz her şeyden uzak durmamız gerekir. Özellikle aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli gıdaların damarlarımızda plak oluşumunu artırdığı ve damar tıkanıklığına yol açtığını biliyoruz. Ayrıca beyaz undan yapılan ekmek, kek, börek vb. gıdalar da kötü kolesterolü artırır ve damar tıkanıklığına sebep olur. Bu tarz yiyeceklerden mümkün olduğunca uzak durmak damar tıkanıklığı gelişmesini azaltacağı gibi bizi obezite, şeker hastalığı, kolesterol ve yüksek tansiyon vb. damar sertliğine neden olacak ek hastalıklardan da korur.
Yaşam tarzı değişiklikleri de damar sağlığı açısından çok önemlidir. Özellikle sigaradan uzak durmak kalp, akciğer, kanser hastalıkları vb. gibi önemli rahatsızlıkların yanında damar tıkanıklığı gelişimini de engeller. Ayrıca düzenli spor yapmak aldığımız fazla kalorileri yakmak ve damar sertliği gelişimini engellemek açısından oldukça etkilidir.