Psikolog

Aşırı Romantize Etmek: Partneri Gözünde Büyütmenin Zararları

Birini sevmekle onu romantize etmek aynı şey değildir. Sevgi, karşındakini olduğu haliyle görebilmeyi içerir. Romantize etmek ise partneri gerçekliğin üstüne çıkarıp ona “mükemmel” bir rol vermektir. Bu durum ilk başta ilişkiyi masalsı hissettirebilir; fakat zamanla hem kişiyi hem ilişkiyi yoran bir döngüye dönüşür.

 

Aşırı romantize eden kişi, partnerini çoğu zaman olduğu gibi değil, “olmasını istediği gibi” görür. Küçük kırmızı bayraklar görmezden gelinir, uyumsuzluklar “düzelir” diye beklenir, tutarsızlıklar “aslında çok iyi biri” cümlesiyle örtülür. Bu, kişinin gerçeklik algısını bozar ve ilişkiyi sağlıksız bir umutla taşımaya başlar.

 

Romantize etmenin en büyük zararı, hayal kırıklığını büyütmesidir. Çünkü idealize edilen partner kaçınılmaz olarak gerçek bir insan gibi davranacaktır: yorulacak, hata yapacak, bazen bencil olacak, bazen duygusal olarak yetersiz kalacaktır. Bu anlarda romantize eden kişi, sadece bir davranışa değil, kendi kurduğu “mükemmel ilişki” fikrine de yas tutar. Hayal kırıklığı bu yüzden çok ağır hissedilir.

 

Bir diğer zarar, güç dengesinin bozulmasıdır. Partneri gözünde büyüten kişi, kendini otomatik olarak küçültmeye başlar. “O beni seçtiyse şanslıyım” gibi düşünceler; kişinin sınır koymasını, ihtiyaçlarını dile getirmesini ve eşit ilişki kurmasını zorlaştırır. Bu da zamanla ilişkide bağımlı bir dinamik yaratabilir.

 

Romantize etmenin altında çoğu zaman boşluk, yalnızlık korkusu veya değersizlik inancı bulunur. Kişi partneri büyüttükçe aslında kendi içindeki “ben yeterli değilim” duygusunu bastırmaya çalışır. Oysa sağlıklı ilişki, iki tarafın da birbirini büyütmeden, küçültmeden, eşit düzlemde görebilmesiyle oluşur.

 

Bu nedenle ilişkide en güçlü beceri; romantizmi kaybetmeden gerçekçi kalabilmektir. Sevgi, gözleri kapatmak değil; gözler açıkken seçebilmektir.

 

Başa dön tuşu