Anne Ruh Sağlığı – Prof. Dr. Pınar Çetinay Aydın

Anne Ruh Sağlığı
Kadınların hayatında gebelik ve doğum sonrası bir yılı içine alan dönem, ruhsal zorlanmalar, hastalıklar için hem daha incinebilir oldukları; hem de yardım/destek almakta zorlandıkları bir dönemdir. Gebelik sanıldığının aksine ruhsal bozukluklara karşı koruyucu olmadığı gibi ruhsal bozuklukların ortaya çıkması yönünden riskli bir dönemdir. Bedensel olarak biyolojik değişimler, genetik yatkınlık, rol değişimleri, geçmiş gebelik kayıpları, ölü doğumlar gibi kayıp öyküleri, eşle ilişkiler gibi birçok psikososyal faktör ruhsal bozukluklara zemin hazırlayabilmektedir. Kadın, ruhsal bozukluk tanısı almasa da hayatın yeni bir dönemine geçişte, uyum sağlama güçlükleri, ruhsal olarak zorlanmalar yaşayabilir.
Toplum ve kültür bebek dünyaya getirmeye hazırlanan anneden ya da bebeğine kavuşmuş anneden mutlu, coşkulu olmasını bekler. Ama tüm anneler böyle hissetmeyebilir/hissedemeyebilir. Kendilerine yönelik beklentilerden ötürü de zorlandıklarını, yorgunluklarını, duygu ve düşüncelerini ifade etmekten kaçınırlar. ‘Sağlıklı bir bebeğin var, daha ne istiyorsun’, ‘bebeğine kavuştun, hala şikayet ediyorsun’, ‘gebe kalmak için çabalamadın, gebesin, ama yüzün gülmüyor’ gibi nice ifadelerle yargılanmaktan çekinirler. İçinde bulundukları ruh halini paylaşamamaları yardım almalarını engeller, paylaşabilmeleri hem duygusal yüklerini hafifletebilecekken hem de ruh sağlığı alanında destek, tedavi alabilmek için ilk adım olabilecekken tüm bunlardan mahrum kalmaktadırlar. Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınların tedavilerine yönelik de toplumda ‘gebeyken ilaç içilmez, sık dişini geçer’, ‘hepimiz yaşadık, büyütme’, ‘emzirirken ilaç mı içilir hiç?’ gibi ifadeler bu konuda bilgi sahibi olmamaya bağlı yanlış inanışların olduğunu göstermektedir. Bu noktada da yargılanma, eleştirilme çekinceleriyle kadınlar tedavi arayışına giremezler, tedavi seçenekleri hakkında bilgileri olmadan ilaç tedavisinden korkarlar, psikoterapi ya da başka tedavi yöntemleri olup olmadığını bilemezler. Desteksiz ve tedavisiz kalan annelerin içinde bulunduğu zorlanmanın, yaşadıkları ruhsal belirtilerin şiddeti artar, kendisi için daha riskli sonuçlar gelişebileceği gibi, fetüs/bebek için fiziksel ve ruhsal olarak olumsuz bir süreç devam eder.
Halbuki bazen sadece yargılanmadan dinleneceğini bilerek yaşadıklarını anlatmak, anlaşıldığını hissetmek dahi içsel olarak hissedilen yükü hafifletir, ardından kişinin özelinde ruhsal durumunu daha iyiye götürmek, iyileştirmek için hafif şiddetteki klinik tablolarda psikoeğitim, psikoterapi; orta- ağır şiddetteki klinik tablolarda gebelikte ve/veya emzirme döneminde kullanılabilen ilaçların eklenmesi ya da sadece ilaç tedavisi gibi mevcut seçeneklerden hangisinin tercih edileceğine hekimle birlikte değerlendirilerek karar verilir.